18 Ekim 2012 Perşembe

Başı kırılır, yazılara bir şey olmaz ...


İ'lem Eyyühel-Aziz! ( Bil ey aziz kardeşim )

Nefis daima ızdırablar, kalâklar (sıkıntılar) içinde evhamdan kurtulup tevekküle yanaşmıyor. 

Hükm-ü Kadere razı olmuyor.

Halbuki şemsin tulû' ve gurubu (güneşin doğuşu ve batışı) muayyen ve mukadder olduğu gibi, insanın da bu dünyada tulû' ve gurubu (doğuşu ve batışı ) ve sair mukadderatı (kendisi için diğer tüm takdir edilmiş şeyler), kalem-i kader ile cebhesinde yazılıdır.

İsterse başını taşa vursun ki, o yazıları silsin; fakat başı kırılır, yazılara bir şey olmaz hâ!

Ve illâ muhakkak bilsin ki: Semavat ve Arz'ın haricine (göklerin ve yerin dışına) kaçıp kurtulamayan insan, Hâlık-ı Külli Şey'in rububiyetine (Rabliğine, terbiyesine, öğretmesine) muhabbetle rıza-dâde (sevgiyle hoşnut) olmalıdır.

( Bediüzzaman )