18 Ekim 2012 Perşembe

Başı kırılır, yazılara bir şey olmaz ...


İ'lem Eyyühel-Aziz! ( Bil ey aziz kardeşim )

Nefis daima ızdırablar, kalâklar (sıkıntılar) içinde evhamdan kurtulup tevekküle yanaşmıyor. 

Hükm-ü Kadere razı olmuyor.

Halbuki şemsin tulû' ve gurubu (güneşin doğuşu ve batışı) muayyen ve mukadder olduğu gibi, insanın da bu dünyada tulû' ve gurubu (doğuşu ve batışı ) ve sair mukadderatı (kendisi için diğer tüm takdir edilmiş şeyler), kalem-i kader ile cebhesinde yazılıdır.

İsterse başını taşa vursun ki, o yazıları silsin; fakat başı kırılır, yazılara bir şey olmaz hâ!

Ve illâ muhakkak bilsin ki: Semavat ve Arz'ın haricine (göklerin ve yerin dışına) kaçıp kurtulamayan insan, Hâlık-ı Külli Şey'in rububiyetine (Rabliğine, terbiyesine, öğretmesine) muhabbetle rıza-dâde (sevgiyle hoşnut) olmalıdır.

( Bediüzzaman )

16 Haziran 2012 Cumartesi

İnsanlar Uykudadır, Ölünce Uyanırlar ( Hadis - i Şerif )

Rabbimiz, gerçek dünya için de rüya için de aynı sebepleri yaratmıştır: Elektrik sinyalleri.


Gerçekte gördüğünüzü sandığınız şeyler de elektrik sinyalleri kaynaklıdır, rüyadakiler de. Her ikisinin de kaynağı aynı olmasına ve her ikisi de zihninizde yaratılıyor olmasına rağmen, rüyanın gerçek olmadığını, bu dünyanın ise gerçek olduğunu düşünürsünüz.


Oysa aslında her ikisi de aynıdır, her ikisi de hayaldir.


Rüya sırasında zaman farklıdır. Mekan farklıdır. Kimi zaman fizik kuralları farklıdır. Fakat bunların tümü rüya esnasında sizin için gerçek olan yegane şeylerdir. Şu durumda, şu anda idrak ettiğiniz dünya ile rüyadaki dünyayı idrak etme biçiminiz arasında bir fark olmadığına göre, bu dünyanın beyninizde yaratılmış bir görüntüden ibaret olduğu açıktır. Bir şeyi zihninizde canlandırdığınızda da, onu gerçek hayatta yaşadığınızda da, onu rüyanızda gördüğünüzde de beyninizde meydana gelen fiziksel aktiviteler aynıdır. Genellikle bu aktivitelerin oluşmasını sağlayan unsurun dışarıdan gelen bir uyarı, örneğin ışık ışınları olduğunu düşünürsünüz. Fakat zihinde bir şeyi canlandırırken veya rüya esnasında, bu görüntüleri ve hisleri oluşturmak için retinaya çarpan herhangi bir ışık veya elinize batan bir diken bulunmamaktadır.


Bu durumda şu gerçek açıkça ortaya çıkar: Bu dünyanın yaratılma şekli rüyadan farklı değildir. Dolayısıyla, tıpkı rüyada olduğu gibi, bu dünyada gördüğünüz görüntüler de sizin için bir hayal olarak yaratılmaktadır. Beyninizde oluşan bir dünyanın içinde beyninizde oluşan olayları izlersiniz, onlara güler, onlardan neşelenir, onlardan dolayı heyecanlanırsınız. Oysa bunların tümünü Allah zihninizde yaratmıştır. İnsanın sahip olduğu beş duyu ortadan kalksa, dışarıda bir dünya olmasına rağmen, bize gösterilen bu renkli, hareketli, net ve mükemmel görünümdeki dünya da ortadan kalkacaktır. Dolayısıyla gördüğümüz bir şeyin dışarıdaki aslı ile aynı olduğunu iddia edebilmemiz mümkün değildir.


O yalnızca Allah’ın zihnimizin içinde “sadece bizim için yarattığı” dünyada vardır. Bunu başkalarının görüp görmediğini, bunun dış dünyadaki aynı görüntüsünü görüp görmediğimizi asla ve asla bilemeyiz.