3 Aralık 2007 Pazartesi

Kuran Ahlakına Göre Gerçek Sevgi

Müminler en çok Allah'ı sever, Allah'ın herşeyi bir hayır ve güzellikle yarattığını, yaşadıkları her anın bir hikmetle geliştiğini, kaderlerinde olanı seyrettiklerini bilerek davranırlar. Allah'ın kendilerine yaşattığı her andan hoşnut olurlar. Rabbimiz'in verdiği tüm nimetlere gereği gibi şükrederler ve yalnızca O'na dayanıp güvenir, sadece Allah'a tevekkül ederler. İman edenlerin gerçek dost ve yardımcısı Allah'tır. Müminlerin Allah'a olan sevgileri Kuran'da şöyle bildirilmiştir:

İnsanlar içinde, Allah'tan başkasını 'eş ve ortak' tutanlar vardır ki, onlar (bunları), Allah'ı sever gibi severler. İman edenlerin ise Allah'a olan sevgileri daha güçlüdür. O zulmedenler, azaba uğrayacakları zaman, muhakkak bütün kuvvetin tümüyle Allah'ın olduğunu ve Allah'ın vereceği azabın gerçekten şiddetli olduğunu bir bilselerdi. (Bakara Suresi, 165)

Dünyadaki varlıkları severken de bunların Allah’ın tecellileri, yaratma sanatındaki güzellikleri olduğunu bilerek severler. Sevgilerinde sabırlı, hoşgörülü ve merhametlidirler. Acizlikler ve eksiklikler, karşılarındaki insana daha çok şefkat duymalarına neden olur. Dünyadaki her güzelliğin pek çok eksiklikle beraber yaratılmış olduğunu, gerçek güzelliğin ise ahirette var olacağını bilirler. Hayatlarının her anında olduğu gibi, sevgilerinde de asıl olanın ahiretteki yaşamları olduğunu unutmazlar.

Dünyadaki herşey kusurludur. Ahirette ise mükemmellik hakimdir. İnsan sürekli sevdikleriyle beraber olsa, en çok ilgiyi kendi görse, herşey istediği gibi olsa da bunların hepsi sonludur. Ölümle birlikte yok olacaktır. Ahiret hayatı ise sonsuzdur. Müminler dostluğun, arkadaşlığın, yakınlığın tam anlamıyla ahirette yaşanacağını bilerek, dünyada en güzel ahlakı, en derin sevgiyi yaşamaya çalışırlar. Ahlakları güzelleştikçe, kavrayışlarının ve anlayışlarının derinleşeceğini, dolayısıyla her nimetten daha çok zevk alacaklarını düşünerek, ahlaklarına önem verirler. Beklentileri ve talepleri dünyevi değildir.

Bu nedenle, iman etmeyen insanların yaşadıkları tedirginliklerden, korkulardan, güvensizliklerden uzaktırlar. Çünkü isteklerini karşılarındaki insanın değil, Allah'ın yerine getireceğini bilerek, sadece Allah'a yönelip dönerler. Allah'ın istediği gibi bir hayat yaşadıklarında, Allah'ın onlara en güzel karşılığı vereceğini umud ederler. Rabbimiz'in nimetlerinden biri olan sevgiyi de, bu mantık ve bilinçle çok derin ve güzel yaşarlar. Kısaca, Allah'ın bildirdiği gibi yaşayanlarla, insanların dediği gibi yaşayanlar arasında yaşamlarının her anında derin farklılıklar vardır.